
Gerçek dost;doğru ve acı söz söyleyendir!
Değerli hem şehrim bir baba olarak acınızı derinden hissediyorum ve de acınızı kalpten paylaşıyorum.Kainatta hiçbir şeyin evladınızın yerini dolduramayacağını da iyi biliyorum.Bu nedenle hukuki düşüncelerimi sizinle paylaşmadan evvel sizlere başsağlığı diler evladınızın mekanı cennet olsun derim.Bir çok meslektaşla ortada bir haksızlık olduğu ve adaletsizliğe maruz kaldığınız inancı ile olmuş olunacak ki hukukçularca konuyu paylaşma, manen destek inancı ile bir çok meslektaşa olduğu gibi tarafıma da konuya ilişkin mektup göndermişsiniz.
Hukuki tecrübemi ve düşüncelerimi salt hissiyatsız sizinle paylaşmak istedim.Şöyleki;
Mektubunuzun başlığında şöyle bir söz var;Adaletsizliği işleyen,çekenden daha sefildir.Eflatun.Adalete ilişkin çok güzel alıntı bir söz.Bu sözden başlayarak konuya girmek istiyorum.Adaletsizliği işleyen sizce yargıç mıdır,oğlunuzu vuran polis midir,yoksa böyle bir hadiseye kanunen verilmesi gereken ceza 2 yıl l ay verilmelidir diye kefaret biçen kanun mudur?
Malumunuz hiçbir yargıç kendince ve de keyfince ceza veremez.Yine hiçbir yargıç kanunda tarifini bulmayan bir cezaya da asla hükmedemez.Yargıçlar anayasaya,hukuka,kanuna ve de neticede vicdani kanaatlerine göre kanun gereği hepimiz adına hüküm kurarlar.Bu mealde neticede beşer olduklarından yanlış yapmaları kadarda doğal bir şey olamaz.Var ise bir yanlışlık hukuk süreci içerisinde istisnasız doğrusu bulunmaya çalışılır.Senin,benim hatta kendisinin evladı olması dahi kararında önem arz etmez.Hissiyatının ötesinde oluşa uygun hukuki formatı hukuki tahlili yapmaya çalışır.Şayet ki adaletsizliği yapan polistir diye düşünüyorsanız bu da yanlıştır.Çünkü adaleti dağıtan poliste değildir.Peki adaleti nerede arayacaksınız? kanunda keza kanunu tatbik eden tabi ki yargıçların akıl,mantık ve de kanuna uygun vicdanında arayacaksınız.Peki kanun hatalı ise yani oğlunuzun canının bedelini böyle bir hadisede 2 yıl l ay olarak kanun öngörmüşse o zaman bu adaletsizliği kendinizce mağdur olduğunuzun sebebi hikmetini yargıçta mı,poliste mi yoksa evladınızın canına böyle ciddiyetsiz bir bedel biçen kanunda mı yani kanunu yapan sözde siyasilerde mi aramamız gerekecektir.?Eflatun’dan alıntı sözünüze ilaveten yeri gelmişken F.Castro’nun da bir sözünü eklemek isterim.Adalet güzel bir kıza benzer onunla olur olmaz oynandı mı af buyurun sokaktaki fahişeye döner der.Bu mealde adaletsizliğe uğramanıza asıl sebep kanımca ne polistir ne de yargıçtır.Biricik evladınızın canına bu bedeli biçen kanunun ta kendisidir.Kanunu bu şekliyle düzenleyen olaya ilişkin kefareti biçen siyasi kanun düzenleyicileridir.
Olayınıza dönersek yargıçlar ne polisin savunmasına itibar etmiştir.Ne de kanımca size bir adaletsizlik yapmıştır.Yargıçlar adli tıp raporunu esas almak suretiyle olay ve oluşa uygun direkt atış kabul edip vicdani ve hukuki bir tahlil yapmışlardır.Kendilerince doğru karar vermişlerdir.Bile bile yanlış karar verdiklerini düşünmek saflıktır.Şayet kararda varsa bir isabetsizlik bunun çözüm yerinin de nihai Yargıtay olacağı bilinmelidir.
Gerekçeli kararınızı ve gerekçeli madde hükmünü görmemekle birlikte olayınızda muhtemelen ceza kanunumuzun 27.85/l.62.maddesi uyarınca hüküm kurulduğunu düşünmekteyim.Şimdi kanuna bakarsak 27.maddenin l.fıkrası şöyle der;Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde,fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa,taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur der.Olayınız taksirle işlenmemiştir.Muhtemelen yargıçta böyle bir şey söylememiştir.Kanun böyle söylemektedir.Yani kanunun emrini icrada sınır aşılmış ise bu durumda taksirli suçun cezasını ver demiştir.Olayın taksirle işlendiği yönündeki düşünceniz yanlış bilgi aktarımıdır.85.madde taksirli suçu düzenleyip kanunda 2 yılla 6 yıl arası ceza öngörülmüştür.Muhtemelen yargıçlar 3 yıl ceza vermiş olup 27.madde uyarınca l/6 oranında en az oranda indirdiğimizde 2 yıl 6 aya düşer.Takdiri indirimden l/6 oranında da indirime gidildiğinde 2 yıl l aya tekabül eder.Yani anlayacağınız dille kararın yanlışlığı doğruluğu bir tarafa böyle bir hadisede bu kadar ceza verilmesi gerekir diyen sonuçta kanuna bakmak gerekir.Kanımca yanlışlık ve vicdanları zedeler durum ve gizem buradadır.Bu da ne sizlerin ne bizlerin ne de yargıçların elinde olan bir şeydir.Hatalı ve vicdanları sızlatır durumun kanunun içinde olduğu bilinmelidir.Hatalı olan böyle bir hadiseye taksirli suçun cezasını ver diyen kanundur.Bu mealde hatayı yani adaletsizliği ve haksızlığı başka yerde görmek ve aramak gerekir diye düşünüyorum.Haklı tepkinizin yasa nezdinde kanunu çıkaranlar nezdinde haklı serzenişinizin dile getirmenizin daha uygun bir zemin ve tartışma olacağını düşünmekteyim.Belki bu haklı serzenişiniz yasa maddesinin vicdanlara uygun yeniden gözden geçirilmesine vesile olur.
Başa dönersek vicdani alt yapısı oluşturulmadan keza toplumsal konsensüs sağlanmadan içeriği kamuoyunca yeterince tartılıp biçilmeden ansızın ve de bir gecede çıkarılabilinen oldu bitti yasalarda ve yasaları hazırlayanların vicdanlarında adaletsizliği ve haksızlığı aramak daha uygun olur diye düşünüyorum.Yine böyle bir kararın hukuken onanabileceğini de şimdiden dikkatlerinize sunar,acınızı en içten duygularımla paylaşır selamlarımı iletir evladınızın mekanı cennet olsun derim.
AV.SÜRAT AKDAĞ-DİYARBAKIR BAROSU