
Sayın Tursun,
Göndermiş olduğunuz yazınızı üzüntüyle okudum. Daha önce bu olaydan basın
yayın araçları yolu ile biraz haberim olmuştu. Öncelikle size başsağlığı
diliyorum. Acınızı ve kızgınlığınızı sizin kadar hissetmemiz mümkün değil
ama en azından sizi anlamaya çalışıyorum. Bir baba olarak acınızı
paylaşıyorum.
Bilirkişi raporlarında durum açıkça ortaya konmuş aslında. Burada polisin
az ceza alması kasıtlı adam öldürmeye dayanmadığı için. Yani polis burada
görevini yapmaya çalışır iken amacını aşan şekilde bir güç kullanıyor,
mahkeme burdan yola çıktığı için verilen ceza da tatmin edici olmuyor.
Aksi durumda polisin kasten adam öldürdüğünden yola çıkmak lazım ki bunu
kabul etmek ve mahkemde isbat etmek oldukça zordur. Ancak herhalükarda
verilen ceza gerçekten çok az ve zaten avukatlarınız temyiz etmişlerdir
kararı.
Bir diğer husus ise Türkiyede adalet mekanizması malesef çürümüş durumda
olduğu ve çok büyük bir reforma ihtiyaç duyulduğu. Öncelikle şunu kabul
etmek lazım, Türkiye de mahkemelerce verilen kararlar büyük çoğunlukla
adaleti sağlamaz sadece taraflar arasındaki ihtilafı ortadan kaldırır.
Yani mahkeme şu veya bu şekilde bir karar verir ve taraflar arasındaki
çekişme artık ortadan kalkmış olur. Bu verilen karar adaletlimi değilmi o
ikinci üçüncü plandadır.
Sonuç olarak aylar yıllarca süren davalar bir adalet getirmediği gibi
insanları canından bezdirmekte, devlete ve onun mahkemelerine olan
saygısını oldukça azaltmaktadır. Bunun sonucu ise insanların hakkını
mahkemelerde aramak yerine kendi imkanları ile başka yerlere yöneltmekte,
işler mafyaya, çetelere ve tetikçilere havale edilmektedir. Siz yinede
kanunlarımız çerçevesinde hakkınız sonuna kadar arayın, sonuna kadar takip
edin hakkınızı lütfen. Ancak polis 30 yıl ceza da alsa bunun bir baba
olarak sizi hiç bir zaman tatmin edeceğini sanmıyorum, çünkü ateş düştüğü
yeri yakar.
Saygılarımla
Yrd. Doç. Dr. Emrullah Kervankıran