
DUR İHTARI KİME, ÇOCUKLARIMIZA MI, POLİSE Mİ?
Mehmet Tursun/Makale
Türkiye'de polis terörü, Haziran 2007'de Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanununda yapılan değişiklik sonucu ölümcül hal aldı. Polis, şiddetini 4 yılda 106 kişiyi öldürmekle devam etmektedir.
Cezasızlık, yargıcın Devletçi algısının sonucudur
“Dur dedim durmadı öldürdüm, ben görevimi yaptım” diyebilecek kadar, polis terörü vahim bir hal almıştır, bu yönde ki polis savunmaları ahlaksızlaşmıştır.
Namuslu bir hakim çıkıp: “Ya oğlum, 'dur dedim durmadı öldürdüm' diyorsun. Peki silah kullanma veya şüpheliye ateş etme koşulları oluşmadığı halde, nasıl adam öldürürsün?" demiyor ve en önemlisi de diyemiyor, yargıçlar bunu demediği sürece, polis cinayetleri devam edecektir.
Bizce polise bu utanç uygulamaları cesaretini veren salt PVSK vaya diğer yasalar değildir, bu yasları uygulayan ve Devletin bekaasını her şeyin üstünde tutan, polis dolayısıyla Devlet söz konusu olunca tüm Adalet mekanizmaları hiçe sayan, hukukçu ve Adaletçi yoksunu yargıçların hukuka, Adalete ve tüm insani değerlerden uzak kararları polisi cinayet işlemeye teşvik ediyor.
Kanunlara ve nizamlara insani boyut süzgeci konulmaz, bunlara insani boyut kazandırmak ve insani boyut süzgecinden geçirmek yargıçların işidir.
- Devletin çelik zırhlı aracına taş attı diye onlarca yıl cezaya çarptırılan minik çocuklara verilen cezalar bu yargıçların Devletçi algısı sonucudur.
- “Ben havaya ateş ettim, havaya sıktığım mermi nasıl olduysa oldu maktulün kafasına isabet etti” dediğinde, “yaa öylemi, o halde suçsuzsun, beraat” diyen tüm insani değerlerden uzaklaşmış hukuk yoksunu yargıçlar bu algılarından vazgeçmedikleri sürece daha çok çocuklarımız öldürülecek.
İtimat söz konusu olunca birbirlerine dahi itimat etmeyen ve Ülkemizin Adalet sistemini maskaraya çeviren sözde yargıçlara Birleşmiş Milletler'in 7 Eylül 1990 tarihinde kabul edilen "Polisin Güç ve Ateşli Silahlar Kullanmasına İlişkin Temel İlkeler" adlı belgesinde yer alan ilkeler ışığında karar vermeleri gerektiği konusunda yüzlerine bağıra, bağıra dile getireceğiz.
Siyasal partiler, Sendikalar, Oda, Birlik ve diğer Sivil Toplum örgütleri etkin bir direniş göstermemiş olmalılar ki, Türkiye’de 4 yılda 106 kişi polis tarafından öldürülmüştür. Bunu olağandan saymak Ülkemiz için ayrı bir trajedidir.