• https://www.facebook.com/btv5334404579
  • https://twitter.com/BaranTursunVakf
BARAN TURSUN VAKFINA ÜYELİK
BARAN TURSUN VAKFI
Site Haritası
Polis dosyası

122-Merve Erçetin Erzurum



Erzurum Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nde görevli polis memuru Ekrem Özdemir yolda kız arkadaşı Merve Erçetin'i Mustafa Gökçe'yle yürürken gördü. Bunun üzerine yanlarına giderek Erçetin'e diz çöktürerek tabancasıyla ensesine ateş ederek genç kızı öldürdü.

121-Hasan Latif Kaplan-İstanbul


121-Hasan Latif Kaplan:20.09.2012 günü İstanbul Bağcılar'da eşine şiddeten gözaltına alınan 35 yaşındaki Hasan Latif Kaplan, götürüldüğü Bağcılar Asayiş böro amirliğinde, avukat görşme odasında asılı bulunudu. Baba Mustafa Kaplan:"Oğlum intihar etmedi, karakolun içinde öldürüldü" dedi 

Sabire Yaman / İstanbul

Erol Postacı /İstanbul

Baran Tursun / İzmir
İ.Halil Çoban / Ş.Urfa

Murat Konuş / İstanbul

Mehmet Uytum / Cizre

Şerzan Kurt / Muğla

Ceylan Önkol / Lice

Serkan Cedik / Bursa

Adnan Karakaş / Adana

Ahmet Sargın / Sakarya

Yahya Mnekşe / Şırnak

Özge Keyikçi / Kütahya

Uğur Kaymaz / K.Tepe

Aydın Erdem / D.Bakır

Enes Ata / D.Bakır

Çağdaş Gemik / Antalya

BARAN TURSUN DOSYASI

MAKALELER



 


  

 

 

 

115.Özgür Taşar-Yüksekova


Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde düzenlenen cenaze törenine polisin müdahale ettiği esnada kurşunla yaşamını yitirdi. Görgü tanıkları ve Taşar’ın ailesi, Özgür Taşar polis tarafından öldürüldüğünü iddia ettiler,   04.06.2012

113-Çayan Birben Yalova


Yalova'da 28.05.2012 tarihinde  bir kavgayı ayırırken polisin sıktığı biber gazından sonra baygınlık geçirdikten sonra kaldırıldığı hastanede hayatını kayb etti

112 Er Selman Pınar-Batman


Er Selman Pınar 29.04.2012 günü Batman'da polis tarafından gözaltına alındıktan sonra ölü bulundu

111-Hacı Zengin İstanbul


Polis cinayeti no: 111, kurban: Hacı Zengin, Yer:İstanbul ///// İstanbul’da, polisin attığı biber gazı kapsüllerinin kafasına isabet etmesi sonucu kaldırıldığı Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hayatını kaybetti.

110-Kamile Özbek- Adana


Adana'da, 14 Eylül 2011'de Kamile Özbek'in, evinden ayrıldıktan sonra bir daha dönmediğini ve kendisinden haber alamadıklarını söyleyen kızı, polise başvurdu.

Yapılan araştırmada Kamile Özbek’i öldürenin Fatih Yurdakonar adında görevli polis memuru olduğu ortaya çıktı. Kadının evinin tapusunu üstüne geçiren, bankadaki paralarını da alan 19 yıllık polis Fatih Yurdakonar tutuklandı

109 Ayşe Al D.Bakır


15 Şubat günü merkez Bağlar İlçesi E Tipi Cezaevi üst köşesinde polis panzerinden sıkılan tazyikli su ile yere düşüp başını kaldırıma çarpan ve beyin kanaması geçiren 75 yaşındaki Ayşe Al, yaşamını yitirdi. 15 Şubat'tan bu yana Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tedavi gören Al'ın sabah saatlerinde yaşamını yitirdiği öğrenildi.

108.Mahir Zorbey Aydın


Mahir Zorbey, 04.03.2012 günü, Aydın'da polis tarafından öldürüldü. Cinayete tepki gösteren Zorbey'in dedesi İbrahim Demirkaya, "Torunum, bilerek kasıtlı olarak vurulmuştur. Eğer polis düştüğünde tabanca ateşlenmişse, kurşun yere yakın seyrederdi. Nasıl olur da, kurşun 1 metre 75 santimetre sekip başına isabet eder. Hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.    Devamı oku..

107-Perihan Aktaş Manisa


Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde oturan 53 yaşındaki Perihan Aktaş, evinin önünde polis tarafından öldürüldü. Aktaşı öldüren polis teslim oldu 

105-Ali Sapan ANKARA

ANKARA / 10.11.2011: Altındağ’da görevli polis memuru Veli Akpan, önce evinde eşi Yasemin Akman'ı ve kayınvalidesi Hacer Ağlayan'ı, daha sonra görev yaptığı birimdeki amiri Ali Sapan'ı tabancayla vurdu. Polis memurunun eşi ve amiri hayatını kaybederken, kayınvalidesi yaralı olarak hastaneye kaldırıldı

104-Yasemin Akpan ANK.

ANKARA / 10.11.2011: Altındağ’da görevli polis memuru Veli Akpan, önce evinde eşi Yasemin Akpan'ı ve kayınvalidesi Hacer Ağlayan'ı, daha sonra görev yaptığı birimdeki amiri Ali Sapan'ı tabancayla vurdu. Polis memurunun eşi ve amiri hayatını kaybederken, kayınvalidesi yaralı olarak hastaneye kaldırıldı

103-Yeşim Çelik -İstanbul


Yeşim Çelik: Polisin 103. Kurbanı. KÜTAHYA Dumlupınar Üniversitesi öğrencisi Yeşim Çelik (23) 20 Şubat 2011’de yeni tanıştığı İstanbul Bağcılar’da görevli polis Salih Kaya tarafından vurularak öldürüldü. Polise göre Yeşim intihar etmişti, ama yapılan incelemede polis tarafından öldürüldüğü kesinleşti

90-Çağdaş Gemik Dosyası


17 yaşında ki Çağdaş Gemik, Antalya’da bir arkadaşıyla bisikletiyle gezerlerken, gündüz vakti polisin dur ihtrına uymaığı gerekçesiyle açılan ateş sonucu hayatını kaybetti. 
94-Tuba Korkmaz / Tunceli


TUBA KORKMAZ TUNCELİ’de polis memuru nişanlısının tabancasıyla intihar ettiği söylenen üniversite öğrencisi 21 yaşındaki Tuğba Korkmaz’ın yapılan otopsisinde intihar etmediği ve cinayete kurban gittiği yönünde deliller elde edildi.  

 

86-Şerzan Kurt Dosyası


Şerzan Kurt: Muğla’da bir polis tarafından öldürülen Şerzan Kurt’un davası, Muğla’dan Eskişehir’e alındı. Uluslararası Baran Tursun vakfı, Şerzan Kurt davasını ‘Hedef dava’ seçti  . Video izle…
92-Volkan Polat / İstanbul


VOLKAN POLAT: 6 Nisan 2006 günü Polat, arabası ile gitmekteyken, Sivil araçla Polat’ı kovalayan polisler arkadan ateş ederek aracın lastiklerini patlatmış, ardından yanına geldikleri Polat’ı göğsünden vurarak öldürmüşlerdi.
95-H.İbrahim Oruç D.bakır


Halil İbrahim Oruç: polisin silahından çıkan kurşunla ölen; silahın polis, failinin ise belirlenemeyen  polisin sorumlu olduğu 95. Ölüm olayıdır.  Halil İbrahim Oruç, polisin silahından çıkan kurşunla hayatını kaybetti. 
98.Metin Lokumcu / Hopa


Metin Lokumcu: Bu olay PVSK’dan sonra ki polisin sorumlu olduğu 98. Ölüm alayıdır. Metin Lokumcu polislerin vurduğu sert darbeler sonucu hayatını kaybettiği söylendi. Devamı oku..

97-Enver Turan / Hakkari


Enver Turan:15 yaşında ki Enver Turan kolluğun orantısız güç kullanması sonucu hayatını kaybetti.  23 Şubat 2010'da Hakkâri’de çıkan olaylarda, bir uzman çavuşun açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Enver Turan’ın (15)  davası Hakkari’den Yozgat’a alındı.  
100.M.Şirin Çiftçi D.Bakır


 M.Şirin Çiftçi: 2007 yılı PVSK’dan sonra failin polis olduğu 100. Ölüm olayı; Diyarbakır'ın merkez Sur İlçesi Cemal Yılmaz Mahallesi'nde, polisler, Mehmet Şirin Çiftçi (20) adlı yurttaşı kapısının önünde ateş ederek öldürdü. Dosya oku..

 

99.Doğan Teyboğa Silopi


Doğan Teyboğa: 2007  yılında yürürlüğe giren PVSK’dan sonra polisin sorumlu olduğu 99. Ölüm olayı; Şırnak’ın Silopi İlçesi'ndeki gösteriye müdahale eden polisin kullandığı gaz bombası Doğan Teyboğa'nın ölümüne neden oldu. Devamı oku..

 

96-Kazım Şeker D.Bakır


KAZIM ŞEKER: Bismil'de polis kurşunu ile öldürülen lise öğrencisi Halil İbrahim Oruç'un katillerinin bulunması talebiyle bir yürüyüş yapıldı. Polis yapılan yürüyüşe orantısız güç kullanarak saldırıya başladı.  Atılan gaz bombalarından etkilenen Kazım Şeker (60) isimli yurttaş yaşamını yitirdi.

 

91-Çiğdem Şahin / İzmir

 


ÇİĞDEM ŞAHİN: Gaziantep'ten İzmir'e geldi ve İzmir'de çevik Kuvvet'te görevli polis Anıl .K.G. ile görüştü, daha sonra görüştüğü polisin silahıyla şakağından vurulmuş halde bulundu. 

89-Özge Keyikçi / Kütahya


ÖZGE KEYİKÇİ: 17 Ekim 2009 günü,  Kütahya'nın Çavdarhisar ilçesinde bir köy düğününde polis memurunun tabancasının ateş alması sonucu Özge Keyikçi hayatını kaybetti. 

88-Sabir Yaman / İstanbul


SABİRE YAMAN: 27.07.2010 Günü, Bakırköy İstanbul Caddesi’ndeki Tacirler Menkul Değerler A.Ş.’yi silahıyla basan E.polis memuru Vedat Gemalmaz, zarar ettiğini öne sürerek sorumlu tuttuğu şube müdürü 49 yaşındaki Erol Postacı ve 29 yaşındaki Sebire Yaman’a kurşun yağdırdı.

87-Erol Postacı / İstanbul


Erol Postacı, 27.07.2010 Günü, Bakırköy İstanbul Caddesi’ndeki Tacirler Menkul Değerler A.Ş.’yi önceki gün silahıyla basan E. polis memuru Vedat Gemalmaz, zarar ettiğini öne sürerek sorumlu tuttuğu şube müdürü 49 yaşındaki Erol Postacı ve 29 yaşındaki Sebire Yaman’a kurşun yağdırdı.

85-Hüseyin Turgut Yalova


HÜSEYİN TURGUT: Yalova’da Fatih Caddesi’nde park yeri nedeniyle çıkan tartışmada Hüseyin Turgut, polis memuru Gökmen Erkmen'in silahından çıkan kurşunla hayatını kaybetti.  

 

84-Mustafa Uslu Tokat-Turhal

 


MUSTAFA USLU: Alkollü olduğu ileri sürülen Mustafa Uslu, Turhal’da otomobiliyle giderken trafik kontrolü yapan polisler ‘Dur’ ihtarında bulundu. ‘Dur’ ihtarına uymadığı belirtilen Uslu polisin arkadan açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti.

 

83-Er.Cemal Yalın Antalya


CEMAL YALIN: 5 Ağustos 2010 günü, PKK'nın şehit ettiği bildirilen askerin, polis kurşunuyla vurulduğu ortaya çıktı. Antalya'lı Er Cemal Yalın, polis merkezine doğru yürüken polisler tarafından öldürüldü.  

81-Fatih Cem İnci /İstanbul


FATİH CEM İNCİ: Bahçelievler'de bir arkadaşıyla birlikte yürüyen 23 yaşındaki Fatih Cem İnci kaldırımda çarptığı kutu nedeniyle üzeri kirlenince, "Böyle pisliklerle hep ben mi karşılaşırım" diye söylendi. Bu sözlerin kendisine söylendiğini sanan polis memuru Mustafa Atasoy (27) silahını çıkratıp, Fatih Cem İnci'yi kurşun yağmuruna tutarak öldürdü.

82-Gökhan Ergün Bursa-Nilüfer


Gökhan Ergün: Bursa'nın Nilüfer ilçesinde Cengiz Koç`a ait bir apartman dairesine, yangın merdiveninden giren 2 kişiye polis uyarı ateşi açtı. açılan ateşle Gökhan Ergün(24) hayatını kaybetti.

 

79-Feyzullah Ete İstanbul

FEYZULLAH ETE
: 22.Kasım.2007 tarihinde, Avcılar'da bir parkta otururken polis memuru Ali Mutlu tarafından göğsüne bir tekme vuruldu, göğsüne aldığı bu tekme sonucu hayatını kaybetti.
78- Alaettin Karadağ İstanbul


ALAETTİN KARADAĞ :Dur ihtarına uymadığı için on kurşunla öldürüldü. Kardeşi Abdullah Karadağ:"Dur ihtarı Sonucu Ölüm on kurşunla nasıl olur, cinayeti meşrulaştırmak için bunu uydurdular" dedi. 

80-İbrahim Özkaymaz Gaziantep


İBRAHİM ÖZKAYMAK: 28.08.2009 günü polis memurunun "uyarı ateşi" ateşi sonucu göğsüne isabet eden mermi sonucu hayatnı kaybetti. İbrahim Özkaymak, 2007 yılında yürülüğe giren PVSK'dan sonra polisn sorumlu olduğu 80. ölüm olayıdır.



Prof. Dr. Beril Dedeoğlu Vergilerimiz AİHM`ye!

 Tasarım Baransav

Türkiye aleyhine açılmış davalardaki sayısal artış ile bu davaların büyük bir çoğunluğunun kamulaştırma bedellerinin ödenmesindeki gecikmeler, hak ihlalleri, mülkiyet haklarının ihlali ve yargı uygulamalarındaki gecikmelerin oluşturduğu düşünülürse ve özellikle sırada `orman arazileri` ve `vakıf malları` gibi konuların bulunduğu hatırlanırsa bugüne kadar ödenenlerin, bundan sonra ödenecek tazminat İnsan hakları oldukça geniş bir alana işaret eder ve özü, devlet-vatandaş ilişkilerinin vatandaş lehine düzenlenmesine dayanır. Yaşama hakkı, işkence yasağı, kölelik ve zorla çalıştırma yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, cezaların yasallığı, özel ve aile yaşamının korunması, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü, ifade özgürlüğü, dernek kurma ve toplanma özgürlüğü, ayrımcılık yasağı, hakların kötüye kullanılmasının yasaklanması konularının yanı sıra mülkiyet haklarını da içeren bu alanın korunmasından sorumlu kuruluşlardan birisi de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`dir.
AİHM, kişilerin kendi ülkesinde iç hukuk yollarını tüketip mağduriyetinin ortadan kaldırılması yolunda bir sonuç alamadığı durumlarda, AİHM`ye başvurarak haklarının kazanılmasını, mağduriyetinin ortadan kaldırılmasını ve tazminini sağlayabildiği bir kurum. Dolayısıyla, bir devlet AİHM kararlarını tanımayı kabul ettiğinde, o ülkenin vatandaşları söz konusu yolu izleyebilir. Bu türden bir kabule yanaşmış devletin, insan hakları ve demokrasi konularında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ilkelerine bağlı ve saygılı olduğu kabul edilir ve kendisi aleyhine açılan ve karara bağlanan davaların da, demokrasi ve insan hakları bakımından o ülkeye katkı sağlayıcı sonuçları olduğu varsayılır.
Bu haliyle AİHM, bir yandan bireylerin haklarının korunmasında önemli bir rol oynarken, öte yandan taraf ülkelerin sicilinin takibinde de son derece önemli göstergeler sunar. AİHM kararları, ülkelerin yasal düzenlemelerinin demokratikleşme ve insan hakları zemini üzerine oturup oturmadığını gösterdiği gibi, aynı zamanda kazanılan ya da var olan hakların uygulama bozuklukları nedeniyle tahakkuk etmemesinden kaynaklanan durumları da ortaya döker. Diğer bir ifadeyle AİHM kararları, insan hakları konusunu hem yasal düzenlemeler hem de uygulamalar bakımından ele alarak bir ülkenin demokratikleşme yolunda kat ettiği yolu izlemeyi kolaylaştırır. Devlet-yurttaş ilişkilerinin yurttaş lehine gelişip gelişmediğini, gelişmediyse bunun nedenlerinin tespiti ve bedelinin de nasıl ödendiğini en çarpıcı biçimde gösteren sonuçlar, AİHM kararlarında bulunabilir. AİHM`nin iş yükünün 5/1`i Türkiye üzerine...
Bilindiği gibi Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`ni 1954`te onaylamış olmasına rağmen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`ne bireysel başvuru hakkını 1987`den itibaren vatandaşlarına olanaklı kılmış, mahkemenin zorunlu yargı yetkisini, diğer bir ifadeyle Türkiye`ye yönelik kararları kabul etmeye vebedelini de ödemeye ise ancak Eylül 1989`da razı olmuş, Ocak 1990`dan itibaren de yürürlüğe girmiş. İlk bireysel başvuru, 1993`te yapılmış ve AİHM Türkiye aleyhine yapılan bireysel başvurularla ilgili davaları 1995 yılında sonuçlandırmaya başlamış. Yıllar itibarıyla verilen hüküm sayıları; 1995`te 3, 1996`da 5, 1997`de 8, 1998`de 18, 1999`da 19, 2000`de 39, 2001`de 218, 2002`de 99, 2003`te 123, 2004`te 171, 2005`te 290 ve 2006`nın ilk altı ayı için 189 olmak üzere 1.183`e ulaşmış durumda. Bu rakamlara ulaşmak için AİHM`nin resmi sitesine girmek durumunda kalınıyor, zira Adalet Bakanlığı sitesi bu konudaki tüm verileri barındırmıyor, bu sitede daha az dava görünüyor.
AİHM`ye başvuru sayısının ise karar sayısıyla karıştırılmaması gerek. Başvuru sayısı günümüzde 12.000`lere ulaşmış durumda. Başvuru sayılarındaki artışın bir nedeni, vatandaşların haklarını arama konusunda evrensel bir bilince doğru evrilmesi gösterilebilir. Ama, öte yandan Türkiye`de insan hakları konusunda benzer hızda bir evrilme olmadığı sonucu da çıkarılabilir. 2004 yılında örneğin AİHM`ye açılan toplam 44.128 davanın içinde Türkiye aleyhine açılanlar 3.930`unu oluşturuyor. Bu rakamla Türkiye, Rusya ve Polonya`dan sonra üçüncü sırada yer alan bir ülke durumunda. 2005`te ise Ukrayna az farkla Türkiye`nin önüne geçmiş. Kısacası, AİHM`nin iş yükünün 1/5`ini Türkiye aleyhine açılmış davalar oluşturuyor. Üstelik bazı sıralamalar, hüküm sayılarının nüfusa oranına göre yapılıyor ve bu tür durumlarda Türkiye üçüncü sıradan düşemiyor.
Türkiye ile ilgili bakılan davaların konuları ve zaman içerisinde gösterdikleri değişiklikler de birer gösterge. İlk başvuruların başladığı yıllarda, davaların konusunu büyük bir çoğunlukla, yaşam hakkı, ifade özgürlüğü, işkence, özgürlük ve güvenlik hakkı ile siyasal yaşama ilişkin konular oluşturmuş. Örneğin 8 Temmuz 1999`da AİHM Türkiye`de ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin 11 karar birden vermiş. 2001 yılına kadar, genel olarak bu konulara adil yargılanma hakkıyla ilgili davalar da eklenmiş ve bu tarihe kadar kaybedilen toplam 107 davada Türkiye 4 trilyon TL (4 milyon YTL) ödemiş. Avrupa Birliği tam üyelik süreci çerçevesinde gerçekleştirilen reformların bir uzantısı olarak, 2001`den günümüze doğru bakıldığında siyasal yaşama ilişkin davaların sayılarında azalma ortaya çıkmış, 2004 yılından itibaren neredeyse açılmış 3 binden fazla davanın sadece 1/3`ü bu alana ilişkin olmuş. 2000`li yıllardan günümüze geldiğimizde, açılan davaların % 70`ini kamulaştırma bedellerinin ödenmesindeki gecikmeler, hak ihlalleri, mülkiyet haklarının ihlali ve yargı uygulamalarındaki gecikmeler oluşturur hale gelmiş. Dışişleri Bakanlığı açıklamasına göre, 2005 Eylül ayı itibarıyla 567 AİHM kararları neticesinde ödenen tazminat miktarı 33 milyon Euro`ya ulaşmış, siyasal yaşama ilişkin tazminatlar bu tutarın sadece % 10`unu oluşturmuş... Hak ihlalleri artıyor, ağır tazminatlar yolda...
Bu arada, ilginç bir bulguyu da belirtmekte yarar var. Ülkelerin ödedikleri ya da ödemeye mahkum edildikleri toplam tazminat miktarlarının dökümlerinin AİHM kurumlarından bulunması mümkün değil. Miktarların her ülkenin dışişleri bakanlıklarından öğrenilebileceği ilkesi savunulmakta, ama bakanlıklardan nasıl öğrenilebileceği de bilinememekte.
AİHM`nin kamulaştırma bedellerinin ödenmesindeki gecikmeler ve mülkiyet haklarının ihlali gibi davalardaki uygulamasını da hatırlatmakta yarar var. Davaya konu olan mülkün bedeli, günümüzdeki değerinden hesaplanmakta, o mülkten gelir elde edildiği ya da bir faaliyet sürdürüldüğü kanıtlandığında tazminata bunlar eklenmekte, mülkiyetin ihlal ediliş biçimine göre, örneğin toplanma ve dernek kurma hakkının ihlal edildiği gibi bir durum ortaya çıkmasına göre ayrı bir suç ve onun tazminatı eklenebilmekte, birey söz konusu mülküne ilişkin haklarını kullanamaması nedeniyle manevi tazminat talep edilebilmekte, 300 ile 500 Euro arasında değişen mahkeme masrafları eklenmekte ve eğer bu tazminatın ödenmesinde gecikme olursa da, her ay % 3-4 faiz çalışmakta. Diğer bir ifadeyle, devlet vatandaşının hakkını verme konusunda yavaş ve isteksiz davrandıkça, bu isteksizlik de cezalandırılıp neredeyse o mülkün astarı yüzünden pahalıya getirilmekte. Bu arada hemen belirtilmesinde yarar var, dostane çözümlerde de para ödenmesi söz konusu. Türkiye aleyhine açılmış davalardaki sayısal artış ile bu davaların büyük bir çoğunluğunu kamulaştırma bedellerinin ödenmesindeki gecikmeler, hak ihlalleri, mülkiyet haklarının ihlali ve yargı uygulamalarındaki gecikmelerin oluşturduğu düşünülürse ve özellikle sırada `orman arazileri` ve `vakıf malları` gibi konuların bulunduğu hatırlanırsa bugüne kadar ödenenlerin, bundan sonra ödenecek tazminatların yanında lafı bile olmayacak gibi.
Demokrasiyi sadece yasaların değiştirilmesi üzerinden anlamlandırmaya çalışmanın yararı yok. Devlet, olan ya da değişen yasaları vatandaşların haklarını teminat altına alma zihniyeti ve ilkesiyle yapmadığı sürece, diğer bir ifadeyle devlet vatandaşıyla olan ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkilerinde vatandaşı kollayıcılığı benimsemedikçe, Türkiye`nin yol kat ettiğine dair gerçek göstergeler ortaya çıkamayacak. Bu durum, bir yandan demokratikleşme sürecine ilişkin bir eksiklik olarak kalmaya devam edecek, öte yandan AİHM`ye başvuran kişi ile ve onun açtığı dava konusuyla hiçbir ilgisi bulunmayan diğer vatandaşlar, ödenen tazminatların vergilerle karşılandığından hareketle durduk yere dolaylı olarak cezalandırmaya devam edecek. Devletin, bir vatandaşına karşı yerine getirmede geciktiği ya da yerine getirmediği sorumluluğunun bedelini bir diğer vatandaşına ödetir hale gelmesi halinde açılabilecek davaların tazminatını karşılamak için, belki `kötü yönetişim vergisi` adı altında yeni fonlar oluşturulabilir; ama bunun insanhaklarına ve demokrasiye bir katkısı olur mu, orası şüpheli.
 
Anasayfaya git………………………………:    


Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   3095 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Case of Baran Tursun
AİHM Kararları
Baran Tursun vakfına ÜYELİK
Tuncay Cüzdan'ın babası-ANTAKYA Uluslararası Baran Tursun Vakfında

Tuncay Cüzdan-Antakya

A.Rahman sözen'in annesi-İZMİR Uluslararası Baran Tursun Vakfında

A.Rahman Sözen-İzmir

Selami Atalay, ömürboyu felçli- İZMİR - Uluslararsı Baran Tursun Vakfında

Enes Ata'nın babası DİYARBAKIR - Uluslararası Baran Tursun Vakfında

3.Yılında Baran Tursun'u anarken

Ahmet Çakır'ın ağbisi-İZMİR Uluslararası Baran Tursun Vakfında

Ahmet Çakır-İzmir

Mehmet Tursun Halk tv'de

Mehmet Tursun-Baransav

Aydın Erdem'in ağbisi - DİYARBAKIR Uluslararası Baran Tursun Vakfında

Aytekin Arnavutoğlu -İSTANBUL- Uluslararası Baran Tursun Vakfında

Aytekin Arnavutoğlu-İst

Çağdaş Gemik'in babası-Antalya Uluslararası Baran Tursun Vakfında

Çağdaş Gemik - Antalya

Feyzullah Ete'nin ağbisi-İSTANBUL Uluslararası Baran Tursun Vakfında

Feyzullah Ete-İstanbul

Soner Cankal'ın babası-ANKARA- Uluslararası Baran Tursun Vakfında

  Soner Cankal-Ankara

Çağdaş Gemik'in kuzeni -ANTALYA Uluslararası Baran Tursun Vakfında

 Çağdaş Gemik Antalya

Yasin Kırbaş'ın babası - İSTANBUL Uluslararası Baran Tursun Vakfında

Yasin Kırbaş-iST

Emrah Gezer'in babası-ANKARA Uluslararası Baran Tursun Vakfıında

Emrah Gezer-Ankara

Didim'de öldürülen Ali Demir'in babası Mehmet Demir, Mehmet Tursun'la görüştü

Baran Tursun V. ECHR

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

Baran Tursun insani yardım vakfı başkanı Mehmet Tursun, Birleşmiş Milletler temsilcileriyle, "Yargısız İnfazları" konuştu

 

Baran Tursun davası AİHM'de

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

UCM ÜYESİDİR

125-Kenan Kapısız Uşak

 24.11.2012 günü Uşak'ta polis memurları ile vatandaşlar arasında çıkan arbedede polisin silahından çıkan kurşunla başından vurularak öldürüldü. 28 yaşındaki Kenan Kapısız 4 çocuk babasıydı. Devamı oku...

Baran Tursun vakfı Logosu


116-Yusuf Yılan - Erzurum


Erzurum'un Karayazı İlçesi'nde oturan ve ayakkabı boyacılığı yapan 9 yaşındaki Yusuf Yılan, Cumhuriyet Caddesi'nde karşıdan karşıya geçerken Akrep tipi polis aracın çarpmıştı. Yılan, kaldırıldığı Erzurum Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Görgü tanıklarına göre, zırhlı arac, Yusuf Yılan'ın göğsü ve kafasının üzerinden geçtiğini belirti.

Baran Tursun vakfına BAĞIŞ yapınız
114.Kenan Yılmaz İstanbul


Kenan Yılmaz: İstanbul Sultangazi polis merkezinde fenalaştı, ambulansla hastaneye götürüldü ama öldü. Ailesi:"Kenan Yılmaz'ın ölümüne, gözaltında tutulduğu polis merkezinde gördüğü kötü muamele yol açtı" dedi. Bu iddia adliyeye taşındı, aile suç duyurusunda bulundu.

Sosyal paylaşım sitemiz


Baran Tursun vakfına ödül

74-Ahmet Akbaş / İstanbul


Ahmet AKBAŞ: 01.08.2009 günü Esenler polis karakolunda ölü bulundu. Ahmat Akbaş'ın yakını Ergin Akbaş: "Olayın üzerinde uzun zaman geçmesine rağmen savcı olay yerine geç geldi. Doktorlar gelmemiş müdahale etmemişler" iddiasında bulundu.

 

 


 

84-A.Rahman Sözen/İzmir


İzmir Gümüşpala Polis karakolu nezarethanesinde polisin silahıyla vurularak öldürülen A.Rahman Sözen’nin annesi ve ablası Uluslararası Baran Tursun vakfına geldiler.  Karakolun güvenlik kameraları kayıt yapmadığından, olayın oluş şekli polisierin ifadelerine dayandırıldı ve takipsizlik kararı verildi. Dava AİHM'e taşındı Video izle…

85-Er.Osman Aslı /İstanbul


Osman Aslı:  İstanbul Firuzköy polis karakolunda ölü bulunan Er.Osman aslı’nın babası Uluslararası Baran Tursun Vakfına mektup gönderdi. Osman Aslı'nın ayakkabı bağcıklarıyla kendini astığı iddia edildi. Karakolun güvenlik kameraları kayıt yapmadığı için olayın oluş şekli polislerin ifadelerine dayandırıldı. Video izle…

72-Ahmet Laçin / İstanbul


AHMET LAÇİN: Tornacı 23 yaşında ki Ahmet Laçin 12 Ekim  2008 günü Bağcılar’da gözaltına alındı ve Bağcılar polis karakoluna götürüldü. Akrabaları, Ahmetin dövüldüğünü ve kaldırıldığı hastanede öldüğünü idda ettiler.

 


76-Resul İlçin Şırnak-İdil


RESUL İLÇİN: 22/10/2009 günü Şırnak'ın İdil İlçesi'nde polisler tarafından götürüldüğü karakolda yaşamını yitiren 52 yaşındaki Resul İlçin'in yapılan otopsisinde kafasında ve vücudunun çeşitli yerlerinde darp izi olduğu ortaya çıktı.  

 

101-Hamedu Loufa Sayıd /Mersin

 


Hamedu Loufa Sayıd/ MERSİN:2007 yılında yürürlüğe giren PVSK’dan sonra, failin polis olduğu 101. Ölüm olayı. 29.07.2011 tarihinde Mersin'de Yumuk tepe polis karakolunda ölü bulundu. Dosya oku.. 

102-Willem Tyas Antalya

WİLLEM TYAS /1 Ekim 2011 günü Antalya'nın Manavgat ilçesinde çevreye verdiği rahatsızlık nedeniyle şikayet üzerine ifadesi alınmak için polis merkezine getirildikten sonra ölüm olayı meydana geldi. Fenalaştığı iddia edilen 64 yaşındaki İngiliz Willem Tyas hayatını kaybetti.  

93-Özcan Kurtuluş / İzmir


ÖZCAN KURTULUŞ: İzmir Şirinyer polis karakolunda ölü bulundu. Polisin kendisini aradığını söyleyen abla Sitem Duyar da:  "Kardeşim Özcan Kurtuluş'un avukat görüşme odasında kendini astığını söylüyorlar, kardeşimin avukat görüşme odasında ne aradığı konusunda kimse bize açıklamada bulunmuyor"

Baran Tursun vakfından

Karakollarda ki ölümler

77-Serkan Çedik Bursa


SERKAN ÇEDİK: Bursa Emniyet Müdürlüğü’nün Acemler semtindeki nezarethanesinde gözaltında tutulan 25 yaşındaki Serkan Çedik bilinmeyen bir nedenle fenalaşarak öldü. Sekan'ın annesi:"Oğlumu gözaltına aldılar, sapasağlam karakola götürdüler, karakolda ölüsü çıktı" dedi


78-Murat Konuş İstanbul


Murat Konuş:  7 Ocak 2010 tarihinde gözaltına alınan Murat Konuş'un, bir süre sonra rahatsızlanarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca hazırlanan otopsi raporunda Konuş'un “künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması” sonucu öldüğünün bildirildiği anlatılıyor.
Kimsesiz çocuklar

Kimsesiz çocuk:"Polisler bizi döve döve Belgrad Ormanı’na bırakıyorlardı" dedi. Devamla:" Yardıma gelmeselerdi tecavüze uğruyordum...”, “Bakırköy Çocuk Yurdu’nda bir arkadaşımızın makatına sopa soktular...”, “Umut Çocukları Derneği yöneticileri bizim sayemizde zengin oldular...”, “Dernek Başkanı Ferhat Şahin, hepimizi sıraya sokarak, falakadan geçirdi...”, “Polisler bizi ekip arabalarına bindirip döve döve Belgrad Ormanı’na bırakıyorlardı....Devamı oku..

75-Ahmet Cömert Kocaeli-Darıca


Ahmet Cömert:2009 KOCAELİ'nin Darıca İlçesi'nde gözaltına alınan 23 yaşındaki Ahmet Cömert, polis merkezinin nezarethanesinde ölü bulundu. Baba Durmuş Cömert, oğlunun intihar edecek biri olmadığını söyledi.


120-Cem Aygün / Ankara

 Cem Aygün-Ankara: Ankara Keçiören İncirli’de 22 yaşındaki Cem Aygün “dur” ihtarına uymadığı iddasıyla polisler tarafından öldürüldü. 1 ay önce cezaevi'nden çıkan gencin ölümüne ilişkin emniyetin aileye verdiği bilgiler ise çelişkilerle dolu. Baba Celal Aygün:"Oğlum Cem Aygün öldürüldükten 8 saat sonra bize haber verildi" dedi 30.08.2012