
ORTAK BASIN AÇIKLAMASI
Ankara Barosu 27.02.2013
Son tutuklanan partiyle bizi savunacak avukat bırakmadılar, bizi savunacak avukat kalmadığından ötürü savunma sırasının bize geldiğini düşünmekteyiz. Tutuklanan avukatlarımız dün bizleri katillere, bu katillere yardım ve yataklık edenlere karşı savundular. Bu gün bizler, hile ve desise ve entrikalarla donatılmış montajlı iddialarla tutuklanan avukatlarımızı savunuyoruz.
Kendi davalarımızda çevrilen entrikaları, hile ve desiseleri düşündüğümüzde, avukatlarımızın dosyalarına suç unsurlarını monte etmenin mümkün olduğu ve bu montajlarla hukuki sürecin hakkaniyette uygun devam etmeyeceğine inanıyoruz. Polis şiddeti sonucu biricik evlatlarını kaybeden biz aileler, ÇHD üyesi değerli avukatlarımızın gözaltına alınmalarını ve tutuklanmalarını adalet sağlanana dek kınamaya, bu inançla devam edeceğiz.
Başta Baran Tursun,Festus Okey, Çağdaş Gemik, A. Rahman Sözen, Emrah Gezer, Özgür Arda, Cem Aygün, Nurhak Çantay, Hacı Zengin, Mehmet Şirin Çiftçi, Metin Lokumcu, Şerzan Kurt, Aydın erdem, Enes Ata, Osman Aslı, Ahmet Çakır, Ali Demir, Mahir Zorbey, Enver Turan ve diğer davalar olmak üzere:
Türkiye’nin tüm bölgelerinde; din, dil, renk ve etnik farkı gözetmeksizin, Polis şiddetine maruz kalan birey ve ailelerinin yanında yer almak, hukuki sorunların çözümüne katkı sağlamak suretiyle yardımcı olan ve görevlerinin yalnızca adaleti tesis etmek olan Çağdaş Hukukçular Derneği'nin çok değerli üye ve yöneticilerinin gözaltına alınmaları ve tutuklanmalarını, Türkiye'de yargının düştüğü açmazın bir süreci olduğunu ve bu süreçle yargının evrensel normlar yerine çıkmaz sokağa girdiğini düşünüyoruz.
Evrensel normlardan uzaklaşan yargının bu açmazı dün, biz vatandaşların devletle olan kavga süreci haline getirmişti. Bu gün ise, adaletin tesisinde önemli görevler üstlenen hukukçuların, devletle yaşayacağı bir kavga sürecine haline getirecektir.
İzmir’de Baran Tursun’u öldürdükten sonra Trafik kazası raporu düzenleyen, Ankara’da Soner Cankal’ı öldürüp üzerine kuru sıkı tabanca bırakan, Mardin Kızıltepe’de Uğur Kaymazı öldürüp üzerine boyundan büyük silah bırakma fiillerinden ustalaşan faillerin marifetleri bunlarla sınırlı kalmayıp, polis karakollarındaki ölüm olaylarıyla da devam etmiştir.
Ölüm olaylarının meydana geldiği 28 karakolun 28’inde de istisnasız tüm güvenlik kameralarının büyük bir ustalıkla işlevsiz hale getiren hilecilerin ve entrikacıların, sırası geldiğinde avukatlarımızın mekanlarına suç unsuru bir madde bırakmak konusunda usta/mahir olduklarına dair şüphesi olmayan var mı?
Açın televizyonlarınızı, açın gazetelerinizi bu hilkat garibesi hukuk sistemi ile montaj elemanları üreten fabrikalara taş çıkartırcasına yargı önüne adam çıkartıyorlar. Aynı uydurmasyon ve montaj unsurlarla katil, işkenceci, hırsız, dalavereci ve dolandırıcıları da ayrıca aklamaya çalışıyorlar, tüm bunları hukuk adına, adalet adına yaptıklarını söylüyorlar ve buna inanmamızı istiyorlar.
Hukuku adalet terazisinden uzaklaştırarak ‘rezil rüsva’ haline getirenlere sesleniyoruz: Bırakın hikaye ve masal anlatmayı, yarın çok geç, derhal ve hemen şimdi avukatlarımızı serbest bırakın. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Polis şiddeti mağduru aileler adına:
Mehmet Tursun / Baran Tursun Vakfı Başkanı